Blogcuzade'nin Yeri

Aklima gelen her sey

Hanimin Cifligi

26/10/2009

Eskiden Brezilya dizileri olurdu. TRT ‘de “arkasi yarin” kusaginda yayinlanirdi. Zalim zenginler, magdur fakirler, hainler, isbirlikciler, iyi niyetli insanlar vesaire.

TRT genelde gun icerisinde iki defa gosterirdi bu dizileri. Hatta ayni oyuncu kadrosu birkac dizi de degisik rollerde oynarlardi. “Zenginler de aglar” , “ Mariana” vesaire gibi diziler hatirliyorum.

TRT yerli diziler de yapardi aslinda ama boyle arkasi yarin kivaminda olmazdi. Daha cok bir yerli eserin dizilestirilmisi falan olurdu. Birkac bolumde biterdi zaten.Tarik bugra’nin “Osmancik” romanindan senaryolastirilan, “ Kurulus”,Resat Nuri’nin “ Calikusu” dizisi veya “Hanimin ciftligi” dizisi de bu yapimlar arasinda sayilabilir.

Zamanla ozel televizyonlar geldi.Ilk genis kitlelere hitap eden ve dizi furyasini baslatan dizi hatirladigim kadariyla “ Super Baba” oldu. Ben de o diziyi uzun yillar takip etmisimdir. “ Bana bir masal anlat babaaa” diye guzel flut nagmeleriyle baslayan muzigi de hala hafizalarimizdadir.

Ondan sonra bir cok dizi daha yapildi. Mahsun Kirmizigul’lu, Alisan’li, Seda Sayan’li arabesk diziler furyasi oldu bir donem ama cok surmedi.

“Yilan Hikaye” sinden “ Bir Istanbul Masali”na, “ Kurtlar Vadisi”nden, “ Avrupa Yakasi” na bir cok dizi film yapildi.

Yeni sezon baslarken de yeni diziler anons edildi. Iclerinden birisi oyuncu kadrosu, fragmani ve film muzigiyle hemen farkediliyordu.“ Hanimin Ciftligi”

Orhan Kemal’in kitabini biliyordum ama okumadim. TRT de vakti zamaninda bir uyarlamasinin oldugunu biliyordum ama izlememistim.

Ama “Ozgu Namal” in bir dizi de oynamasi o diziyi seyretmek icin yeterli bir sebepten fazlasini ifade ediyorJ

Ilk bolumden itibaren takip ediyorum. Genel anlamiyla cok begendigimi pesinen soylemeliyim. Gecen hafta Youtube’dan TRT doneminde cekilen versiyonunun da 5 bolum’unu izledim.

Iki farkli versiyonun karakterler ve diger faktorlere gore degerlendirdim. Iste sonuclar.

 

1-     Kitabi okumadigim icin kitaptaki “ Gullu” karakterini bilemiyorum ama kesinlikle Ozgu Namal muthis bir oyunculuk sergiliyor. Tam tabiriyle dokturuyor. “Gullu” irgatbasi Cemsir’in kizi yani tasrali ama bir yerden sonra ciftligin hanimi oluyor.Yeni versiyonda Gullu henuz tasrali kiz modundan cikamadi ama Ozgu Namal o tasrali kizi muthis oynamis.Ayrica o isyankar hava, o baskiya boyun egmezlik, o olumune sevdayi cok iyi yansitmis. Gulerken butun yuzuyle guluyor, sinirlenince gozleri cakmak cakmak oluyor, isyan edince korkutucu bile olabiliyor ve butun bunlari siritmadan ifade edebiliyor. Iyi oyunculuk bu olsa gerek. TRT versiyonunda “ Gullu “ rolunu  Ilknur Bozkurt oynamis. Ozgu Namal’in yaninda esamasi okunmaz maalesef. Cok donuk oynuyor. Hep ayni ifade , ayni ses tonu, hic bir inis cikis yok.

2-     “Muzaffer Bey” rolunu yeni versiyon da Mehmet Aslantug oynamis. Gecenlerde Orhan Kemal’in ogluyla bir roportaj yapmislar. Oda soylemis kitaptaki “Muzaffer Bey” zalim ve capkin bir adam aslinda Mehmet Aslantug’a rolu verirken cok dusunduk demis. Aslantug kotu oynamiyor ama kitaptakindan baska bir tip olmus gibi gorunuyor. TRT versiyonunda bu rolu Fikret Hakan oynamis. Acikcasi ben Fikret Hakan’i daha basarili buldum bu rolde. Tepeden bakan,biraz sarkli biraz garpli capkin bey rolunu daha iyi oynamis. Ayrica yeni versiyonda “Muzaffer Bey” ile “Gullu” nun askini mesrulastirmak icin Muzaffer Bey’in olen esi Behiye Hanim diye bi hayali karakter yapilmis.TRT versiyonunda yok, anladigim kadariyla kitapta da yok. “Gullu” konaga ilk “Muzaffer Bey”in yegeninin nisanlisi olarak geliyor. “Muzaffer Bey”de baya baya capkinlik yaparak kizin gonlunu aliyor. Yeni versiyonda “Gullu” “Muzaffer Bey”e guya eski esini animsatiyor. Filme ayri bi romantizm katmis ama acikcasi keske orijinalinde ki gibi gitseler de daha gercekci bir is cikardi ortaya diye dusundum.

3-     “Zaloglu Ramazan”, “Muzaffer Bey’in yegeni. Bey’e akraba olmanin disinda bir artisi yok. Capsiz,karaktersiz bir adam.” Gullu”ye goz koyup ciftlige kadar getirtip dayisina kaptiriyor. TRT versiyonuyla simdiki versiyon arasinda bariz fark var. Ama yeni versiyonda oynayan adam ( Adini bilmiyorum) sanki daha iyi oynamis gibi geliyor.

4-     “Elci Cemsir” “Muzaffer Bey” e irgat toplayan adam ayni zamanda “ Gullu”nun babasi rolunde. TRT versiyonunda Erol Tas oynuyor ki bence de Erol Tas hayattayken bu rolu baskasi oynamamaliydi.TRT versiyonunda ve muhtemelen original eser de de “ Elci Cemsir’ in dort esi ve yirmiden fazla cocugu var. Ama yeni versiyonda “ Elci Cemsir” in tek esi ve iki cocugu gorunuyor sadece. Digerlerini kirpmislar. Hani olmamalari buyuk eksiklik gibi de gorunmuyor. Yeni versiyon daki oyuncunun adini bilmiyorum ama o da basarili bir oyunculuk sergiliyor.

5-     “ Berber Resit” hem berber lik yapiyor hem de “ Elci Cemsir’in akil hocasi.Olaylarin gidisatinda etkili bir karakter. Acik gozlu,cikarci bir adam. TRT versiyonunda Aydemir Akbas oynamis. Ama “ Berber Resit’ ten ziyade kendi kendisini oynamis gibi gordum. Veya Aydemir Akbas her film de ayni adami oynuyor gibi geliyor bana. Yeni versiyonda ki “Berber Resit” karakteri bana daha basarili geldi.

6-     “Hasan” , “ Gullu” nun asigi rolunde. TRT versiyonunda filmin daha baslarinda “ Gullu” nun agabeyi “Hamza” tarafindan olduruluyor. Yeni versiyon da oldurulmuyor tam tersine “ Hamza” ile olan kavgalarinda “ Hamza” yi yaralayip hapse dusuyor. Muhtemelen ilerleyen bolumlerde kullanilmaya devam edilecek. Bu de yeni versiyonun original eserden koptugu noktalardan birisi gibi gorunuyor. TRT versiyonun da bu rolu Atilla Saral oynamis ama oyunculuk cok kotu maalesef. Yeni versiyonda Caner Cindoruk oynamis. Rolunun hakkini veriyor gibi gorunuyor simdiye kadar ki bolumlerde.

7-     “ Hamza” , “ Gullu” nun agabeyi. TRT versiyonunda ki oyuncu belali, ariza, ve kabadayi bir tipi oynamis ki sanki original esere daha yakin gibi duruyor. Basarili da oynanmis bu rol TRT versiyonunda.”Hamza” “ Gullu”’nun sevgilisini vurup hapse dusuyor.Yeni versiyonda “ Hamza” “Hasan” i olduremiyor ustune bir de kavgayi kaybedip    karizmayi cizdiriyor. O yuzden biraz daha ezik bir tip cikmis ortaya, acikcasi cok basarili bulmadim.

 

Diger karakterleri de kabaca sayacak olursak, “Kabak Hafiz’ yeni versiyon da oynayan adam biraz fazla oynuyor o yuzden sevimsiz gorunuyor. TRT versiyonunda daha dogal oynanmis. “ Gulizar” rolu yeni versiyonda cok daha basarili oynanmis. TRT versiyonundaki yine cok donuk oynanmis.

 “ Tahir Emmi” rolu TRT versiyonunda daha iyi oynanmis. Cunku iyi niyetli ama koru koruna inancli dinibutun bir karakter, din istismarcilarindan etkileniyor baya. Yeni versiyonda ki oyuncu nedense oturmamis pek o role.

“ Pakize” karakteri “ Gullu” nun kankasi rolunde yeni versiyonda masum bir karakter olmus. TRT versiyonunda daha basina buyruk, feminist , kendisi kazanip kendisi yiyen, kimseye mudanasi olmayan, istedigi adamla birlikte olan ozgur bir kadin tipi olarak canlandirilmis.Sanirim original esere de daha uygun olmus.

“Yusuf Usta” “ Hasan” in kankasi. TRT versiyonunda daha komunist bir karakter. Muhtemelen original esere daha uygun. Surekli dogrulari soyleyen alt sinifin yaninda vesaire. Yeni versiyonda daha humanist bir adama cevirmisler.

Yeni versiyonda “Muzaffer Bey’in kiz kardesi rolunda “ Halide” diye bir karakter var. TRT versiyonunda yok. Anladigim kadariyla original eser de de yok. Fena oynanmamis ilerleyen bolumlerde daha da one cikacak gibi gorunuyor. Ayrica ciftlikte “Sofor Ahmet” rolunde bir adam var yeni versiyonda. TRT versiyonunda yok o karakter. Bu karakter de sanirim dizinin ilerleyen versiyonlarinda yeni olaylarda rol alacak.

 

TRT versiyonunda produksiyonda ucuza kacilmis dar butceyle cekilmis gibi gorunuyor. Film guya 1960 larda geciyor ama dekor 1980 lerJ Insanlarin kiyafetleri konusma tarzlari evleri diger mekanlar falan. Mesela Muzaffer Bey’in evinde elektrikli firin var hem de tam da 1980 lerde kullanilan modellerdenJ

Yeni versiyonda en takdire sayan sey produksiyon, kostumler, mekanlar konusunda cok iyi ic cikarmislar. Her konuda gercekten olayin gectigi donemin atmosferini yansitabilmisler.

Son olarak aslinda yeni versiyonda en begendigim unsur Ozgu Namal’in oyunculuguysa ikinci en onemli unsur da dizinin muzigi. Kim yaptiysa ellerine saglik atmosfere uygun cok basarili bir is cikarmis.

Yazi biraz uzun oldu. Sabirla okuyup buraya kadar gelebilenlere ayrica tesekkur ederim.

Konuyla ilgili gorusu olan yollasin paylasalimJ

Iyi seyirler.

 

Almanya notlari

21/10/2009

Hafiften serin bir hava, gunduz urkek bir gunes,her aksam once ciseleyen sonra yagan yagmur.

Birkac katli binalar,olabildigince cok yesil alan…

Her sokakta camlarinda “Kiosk” yazan Alman bakkallari ve iclerinde genel olarak Turkler.

Bindigimiz Taxi lerin bircogunda sofor koltugunda yine Turkler.

Her ikisi de buyuk bir yetenek veya egitim gerektirmeyen ama fena da paranin kazanilmadigi isler.Tam bize gore.

Gecen gittigimde otelimiz Mullheim denilen yerderdi ve ordaki Turk sokagina cok yakindi. Bu sefer baska bir otelde kaldik ve bu otele yakin baska bir Turk sokagi vardi.

Farkettim ki Turk sokaklari da kendi icinde bir kalite farki yakalamislar. Bu sefer kaldigimiz otele yakin sokaktaki restaurant kalitesi, hizmet kalitesi vesaire daha iyiydi.

 

Kolnde fuar giris kartinizla metroya bindiginizde ucret odemiyorsunuz. Bazi aksamlar metroyu kullanip rastgele gezdim. Bir sehri ve insanlarini belki de en iyi gozlemleyecek yerdir metrolar.

Mesela Paris te metroda opusen insanlar gorursunuz siklikla, Parisin “romantik sehir” imajina bol bol katki yapar bu goruntuler.

Koln metrosunda kizli erkekli genc gruplar vardi veya ciftler vardi ama ben opusenine pek rastlamadim. Kilik kiyafetler genel olarak sade ve kendine guveni ifade eden rahatliktaydi. Tabi ki arada marjinal kiyafet ve makyajlilar da yok degildi.

Ama marjinal kiyafet ve makyajli insan konusunda kesinlikle en renkli sehir Tokyo’ydu gorduklerim arasinda.

 

Koln sokaklarinda dolasirken, binalarina,arabalarina insanlarina bakarken aklimda olusan figur ellili yaslarinda bir adam resmi oluyordu.

Ellili yaslarinda gencliginde uzun mesafe kosucusu ve hala sporunu yapan saglikli gorunen ama yuzunde kirisikliklar sacindaki kirliklar saklanamayacak derecede ortada olan bir adam.

Mesela Cin tam bir ergen cocuk gibiydi. Enerjik ,yerinde duramayan, dogrusuyla yanlisiyla bir cok sey yapan yaptikca ogrenen bir ergen cocuk.

Kafamda Cin’e ve Almanya’ya dair resimleri yanyana getirince on bes yasinda enerjik bir cocuk ve elli yasinda kir sacli bir adam gibiler.

 

Almanya da yollarda otomobiller mesela genel olarak yeni ama son model degiller azimsanmayacak derecede orta yasli araba da var. Saglam ve islevsel gorunuyorlar ama eskime surecindeler.

 

Nedendir bilmem aksam sokaklarda dolasirken gordugum evlerin isiklari sari renkliydi. Beyaz isik kullanan yok denecek kadar az.

Evler de genel olarak ne yeni ne de eski gibi gorunuyorlar. Ne bir zenginlik ne bir gosteris ne de bir fakirlik belirtisi vardi.Tamamen hersey ihtiyaca gore dusunulmus belki biraz ihtiyacla luks arasinda bir yerde oldugu da soylenebilir.

 

Almanya’da duragan ekonomi en az on yasinda gorunen ve yenilenmemis polis arabalarinda,veya yine uzun zamandir kullanilan ve artik eskidigi gorunen metrolarda,orada konustugumuz insanlarin kurdugu cumlelerin satir aralarinda gorunuyor gibiydi.

 

Olmeyipte sag kalana iki sene sonra bir Almanya yolu daha gorunecek gibi , kimbilir belki daha erken…

Cocuklugumuzda her yaz ayni seyler olurdu. Yazin en sicak zamaninda Almancilar gelirdi. Almancilar geldiklerinde onlarla birlikte etrafta Almanya plakali Mercedesler,BMWler , Wolkswagenler gezerdi. Hatta bizim orda yesil renkli Mercedesinin arka camina altin sarisi yaldizli harflerle “Malatyali Kose” yazdirip butun yaz Malatya sokaklarinda sesli sesli muzik dinleyip arabasinin camlarini sonuna kadar acan bir Almanci abimiz vardi.

Cocukluklugumuzda  kocaman cikolatalar, rengarenk sekerler, oyuncaklar gelirdi Almanya’dan. Almancilarin cocuklarinin kiyafetleri falan da bizikilerden daha rengarenk daha kaliteliydi.

 

Cocuklugumuzda evimizde ITT Shaub Lorenz kasetcalar vardi. Onunla “BASF’ markali kasetler calinirdi.

Cocuklugumuzda evimizde Nuri Sesiguzel’in, Gonul Yazar’in Almanya’ya gidenler icin soylenmis gurbet sarkilari, turkuleri, kasetleri vardi. Hepsi hasret, ayrilik, gurbet doluydu.

 

Couklugumuzda babamin zamaninda Almanyada gecirdigi 5 yilin hikayeleri anlatilirdi. Orada nasil islerde calistigi, memlekete yolladigi mektuplar, paralar, tam evi barki ayarlayip annemi ve abimi de goturecekken nasil geri Turkiye’ye dondugu vesaire.

 

Cocuklugumuzda Almanya’da yasayan babam icin doldurulmus ses kayitlarinin oldugu kasetler vardi. Babami geri memeleketine cagiran babannemin, halini hatirini, arkadaslarinin halini hatirini soran dedemin, o donemin sarkilarini turkulerini okuyan henuz cocuk yastaki amcalarimin sesleri…

 

Cocuklugumda Almanya cok uzak bir yerdi.Herseyin cok duzenli oldugu, sistemin bir makina gibi isledigi, medeniyet desen en alasi, insanlik desen en superi, para desen en cogunun kazanildigi bir yerdi.

 

Babamin neden erken dondugu ve benim neden orada dogamadigim icin her yaz hayiflandigim bir yerdi. Acaba bir gun ben de gorur muyum diye merak ettigim bir yer.

 

Zamanla buyuduk. Ortaokulda yanyana okudugumuz samimi bir arkadasimizin ailesi orada yasiyordu. Vatandasliga muracat ettikleri icin 16 yasindan once Almanya’ya gitmesi gerekiyordu. Biz liseye gectigimiz yil, o Almanya‘ya gitti.

Almanya mektuplastigimiz bir yer oldu o saatten sonra. Arkadasimiz arada tatillerde geldiginde bize daha farkli bir Almanya anlatmaya basladi.O her yaz en sasaali halleriyle gordugumuz insanlarin Almanyada nasil bir hayat yasadiklarina dair.

O da bir turlu adapte olamadi zaten biraz da gec gitmesinden dolayi. Gittigi okullardan verim alamadi, çok iyi bir cevre kuramadi.

 

2005 yilinda bir arkadasim Almanya’da bir fuara gitti. Dondugunde cok daha farkli bir Almanya anlatti. Onlarin standlarina gelen orda dogmus buyumus hatta iyi universitelerde muhendislik vesaire okumus ogrencilerin Turkiye’de onlar icin is bulup bulamayacaklarini sorduklarini anlatti. Bu o gune kadar nerdeyse hic duymadigimiz bir Almanyaydi. Ondan sonra da buna benzer seyler duymaya basladik.

 

2007 yilinda bu sefer kendim gittim Almanya’ya fuar icin. Koln sehrinde kaldik bir hafta. Soguk kapali havasiyla pek sempatik gelmedi. Kesinlikle uzun sureli yasamak istemedigime karar verdim. Otelimizin yakininda bir Turk sokagi vardi. Oraya girince de Allahima bol bol dua ettim babami geri Turkiye’ye gonderdigi ve benim kaderimi Turkiye’de yazdigi icin.

Hepsi yerine gore Turklukle Almanlik arasinda gidip gidip geliyor ama hic bir kapidan iceri tam giremiyorlar gibi duruyorlardi.Yerine gore asiri milliyetci reaksiyonlar gosteriyor ama bir yandan da Turkiye’ye donmekten korkuyorlardi. Zaten orada bizim adimiz “Turkiye Turkuydu”.

 

Onumuzdeki hafta Almanya’ya gidecegim insallah. Bir hafta Blogcuzade dukkanimiz kapali olacak. Donuste konuyla ilgili muhtemelen yeni ve taze izlenimlere dayanan bir yazi yazarim.

Simdilik hoscakalinJ

 

 

 

 

Londra sarkilari

4/10/2009

Gecenlerde Facebook’tan arkadasin birisi Feridun Duzagac’in “ Icimden sehirler Geciyor” parcasinin bir konser kaydini yollamis.

Bu parcayi dinler dinlemez hemen aklima 2001 yilinin yazinda ogrenciyken Londra’da gecirdigim yaz geldi. Londrada yanimda birkac kasetim vardi en cokta F.D nin “Orijinal Alt Yazili “ adli albumunu dinledim kemere takilan Sony Walkmanimde…

Elimde “A to Z London” kitabi ve detayli Londra haritasi surekli yuruyordum. Ve surekli yururken bu parcalari dinledim. Butun yasadiklarimla sarkilar o kadar icice girdi ki bu sarkilardan bir nota duymam bile direkt o gunlerde donmem icin yetiyor da artiyor bile.

 

Sarki baslar baslamaz hemen aklima Londranin sokaklari,iki katli otobusleri,metrosu,

Londranin parasizligi,umutsuzlugu,issizligi,Londranin kimliksiz insanlari,pahaliligi geldi.

 

O sehre hic birsey bilmeden gidisim ve ogrenmenin zorlugu

O sehrin hic bir zaman guzel olmayan havasi ama yemyesil dogasi

O sehirde is aramak icin caldigim binlerce kapi ve binlerce “ Hayir” cevabi.

Memleleketi aramak icin aldigimiz telefon kartlari ve sokakalrda konustugum  telefon kulubeleri,

O sehirde umutsuzca gezerken icimde iyice agirlasan, huzunlenen eski asklar…

O sehirden kacip gitme istegi,

O sehirde yasarken icimde surekli buyuyen bir “ Istanbul” hayali

 

Hic bir zaman cozulemeyen,birisi cozulunce mutlaka bir digeri ortaya cikan sorunlar.

O gune kadar ilk kez bu kadar acik hissettigim yalnizligim…

 

O kadar cok sey geldi ki aklima. Her ne kadar hatirladiklarimin cogu zor gecen anlarla ilgili de olsa. Dinlemeli ve hatirlamaliyim dedim kendi kendime…

Elif

28/9/2009

Elif, yukaridan asagiya dogru cizilmis en narin cizgi.

 

Elif, toplar butun harfleri ardinda,mananin carklari onunla doner.

 

Elif,butun diger harflerin birer nota oldugu ask dizelerinde sol anahtaridir.Hayatin musikisi onunla mesk eyler.

 

Elif, Lam, Mim le birlesince oyle bir anlamdir ki ancak gokler hakimi bilir,

 

Elif, muhabbetin gamzeli gulusu

Elif, asik kalbe saplanan ok,

Elif, yazgidir

 

Elif, yarimken aradigim,bulup tam oldugum

Elif,pervaneyken atesimdir.